Alevitische Gemeinde Neuss e.V.

Muharrem - Fasten (02.10.2016 - 14.10.2016)
Das Muharrem-Fasten wird laut arabischem Kalender wird jährlich zehn Tage früher als im Vorjahr abgehalten. Da sich das Fasten am arabischen Kalender orientiert, ist die Fastenzeit beweglich (Beginn: 20 Tage nach dem 1. Opferfesttag).


Durch die zwölftägige Trauerzeit zeigen die Aleviten ihre Verbundenheit mit Imam Hüseyin, der im Jahre 680 n. Chr. in Kerbala ermordet wurde. Um seinen Leidensweg nachzuempfinden, wird bei der Trauer gefastet und Enthaltsamkeit geübt. Später wurden auch weitere Nachkommen der Prophetenfamilie (ehl-i beyt) von der Omaijadendynastie ermordet. Zu Ehren weiterer Imame wird deshalb zwölf Tage gefastet.


Die beispiellose Widerstandsleistung von Imam Hüseyin gegen die Ungerechtigkeit nimmt in Anatolien bei der Erziehung der Kinder einen großen Platz ein. Imam Hüseyin's Widerstand gegen die Ungerechtigkeit bzw. sein Gerechtigkeitssinn wird den alevitischen Kindern in Form von ethischen Maximen gelehrt. Jedes Jahr gedenken die Aleviten dem Martyrium von Kerbala, wobei Yazid I. verflucht wird. Sie danken Gott dafür, dass Imam Zeynel Abidin Kerbala überleben konnte und somit die Nachkommenschaft Alis - das Weiterleben des heiligen Wissens - sicherte. Im Gegensatz zu iranischen Schiiten, fügen sich die anatolischen Aleviten im Monat Muharrem keine körperlichen Schmerzen zu, und stellen das Martyrium von Kerbala nicht als Schauspiel dar.


Aleviten setzen das Muharrem- Fasten mit Kerbala, Fasten und Trauer gleich. Das Nachempfinden von Kerbala im Monat Muharrem ist für die Gläubigen einer der wichtigsten Grundpfeiler. Das Fasten ist keine absolute Pflicht, aber je nach körperlicher Verfassung und persönlichen Umständen beträgt es zwölf Tage. Nach dem Abendessen wird nichts mehr gegessen und getrunken bis nach Sonnenuntergang des folgenden Tages. Das Essen am Abend ist dann sehr einfach und nicht übermäßig, denn die Enthaltsamkeit ist immer der zentrale Punkt.


Es wird in keiner Form Fleisch verzehrt; man achtet sehr darauf, dass kein Blut fließt. Streitigkeiten werden vermieden, Gefühle anderer werden nicht verletzt, keinem Lebewesen wird Leid zugefügt, auch die Natur wird dementsprechend behandelt (nichts abbrechen, nichts schneiden). Man hält sich von jeglichem Vergnügen fern (keine Hochzeit, Verlobung, usw.). Man flucht nicht, hält sich von Tratsch fern, man lebt im Einvernehmen mit den Nachbarn und anderen Menschen.


Die alevitische Gemeinden schaffen während der Fastenzeit in den Gemeindezentren und Cem-Häusern die Möglichkeit, dass die Mitglieder gemeinsam das Fasten zu brechen. Mindestens ein Geistlicher ist immer anwesend und beantwortet Fragen zum Thema. Das Gemeinschaftsgefühl wird dadurch verstärkt.

Quelle: http://www.alevi-kassel.de/

+++++++++++++++++++++++++++++++++++++++++++++++++++++++++++++++++++++++++++++++++++++++++++++++++++++++

İMAM HÜSEYİN’E TALİP OLAN CANLAR

Kerbela olayının üzerinden 1375 yıl geçti ama Kerbela’da saltanat sahibi despotların Ehli-Beyt ailesine ve zalimin zulmü karşısındaki duruşa reva gördükleri vahşet ve katliam unutulmadı ve unutulmayacaktır. Dün Kerbela’da barbarca işlenen katliamlar bugün radikal İslamcı IŞİD ve türevi çeteler tarafından Ortadoğu’nun kadim halk ve inançları olan Alevilere, Ezidilere Türkmenlere, Kürtlere ve diğer halklara yöneldi.


680’de İmam Hüseyin ve yoldaşlarına yönelik yapılan zulüm ve katliam bugün dünyanın değişik coğrafyalarında yaşıyor.
Zalimin zulmü her dönemde, her yerde aynıdır. Onun derdi din, dil, ırk, kültür değildir. İnsansızlaşmadır.
Bugün Lazkiye’de, Kobani’de, Musul’da, Şengal’de ve tüm kanlı coğrafyalarda yaşanan zulümleri yapanları, bu zulme destek sunanları lanetliyoruz. Ortadoğu’da yaşanan insanlık dışı katliamların, soykırımın ve insanlık suçunun yarattığı zulmün ortasında Muharrem ayı ve Kerbela Mateminin yasını çekeceğiz.


12 gün oruç tutmak, o gün Kerbela’da ve bugün Ortadoğu’da işlenen barbarlığa karşıdır. Bu bizim tarihsel ve öğretimizden gelen bir duruştur.
Bu tutumumuzu dün Kerbale’da, Bugün Ortadoğu’yu Kerbale’ya çevirenlere karşı ortaya koyduk ve koymaya devam edeceğiz.
Günümüzün Emevi zihniyeti ve Yezidliği tarafından bugün Suriye’de ve Irak’ta yaşatılan zulümlerde, işgallerde yerleşik kadım haklar düşmanlaştırılıyor.Dün Suriye’de farklı kimlikler bir arada yaşarken bugün emperyalist ve cihatçı çetelerin işgalleri sonucu halklar, inançlara ve etnik kimliklere göre bölünüyor.


Tam da bu noktada 72 millete aynı nazarla bakan Alevi inancı, öğretisinin ve inancının merkezine insanı koyarak, insanları ırkına, diline, rengine ve inancına göre bölünmesini ayıplar.
Hakkın haksızlığa, adaletin adaletsizliğe, aydınlığın karanlığa karşı mücadelesinde biz haktan, adaletten ve aydınlıktan yanayız.


İslam’ı kendileri için bir saltanat değneği haline getirmiş olan Muaviye-Yezit zihniyetine karşı verilen ‘’Yezide biat etmeyeceğiz, bu yolda ölmek var dönmek yok’’ diyerek, hak yolunun yorulmaz, başeğmez simgesi haline gelen İmam Hüseyin ve ona gönül vermiş olanların Yezit Despotizmine karşı verdikleri bir mücadele yolundadır.


Bu mücadelenin bedelini İmam Hüseyin ve beraberindekiler canlarıyla ödediler, Kerbela’da verilen bu ölümsüz mücadele ezilen, sömürülen, zulüm görenlerin ellerinde meşale olup yolu aydınlattı. Bayrak olup zulüm kalelerinin burçlarına dikildi.


Senin Aşıkların Yanar Yakılur
On İki İmam Katarına Katılur
Bunda Yezid’lere La’net Okunur
Gel Dinim İmanım İmamı Hüseyn


İmam Hüseyin’in yaşamı, mücadelesi, davasına sahip çıkışı bizlere örnek olmalıdır, Ehlibeyt inancının neferleri olarak Hakk davayı yaşamalı ve yaşatmalıyız. Kerbela şehitlerini anmak! Haksızlığa boyun eğmemek ve her türden ihanete, bölüp parçalamaya, yok etmeye ve biatçı düşünceye karşı İmam Hüseyin’in duruşu sergilemekle eşanlamlıdır…


Alevi inancında yedi ulu ozan olarakta değer bulmuş,Yavuza karşı vermiş olduğu mücadelede önemli ozanımız, Şah Hatayi’nin 500´üncü yılı dolayısıyla Cem evlerimizde mutlaka muharrem ayı içerisinde bir akşamı  Şah Hatayi´nin yaşamını anlatan anlatımlara ayrılmalıdır. Yine bu sene Ortadoğu’daki katliama uğrayan inançlar ve halkları da konu alacak anlatımlar yapılmalıdır.


Bu değerler içerisinde  Muharrem Ayı, biz Aleviler için „Matem-Günleri“dir. Muharrem süresince, Düğün, eğlence, zevk, lüks ve keyfilikten kaçınılmalıdır. Matem ayı hürmetine kimseler incitilmemeli varsa dargınlıklar ve kırgınlıklar, barışılmalı, hoşgörülü ve sevecen olunmalı.


Matem süresince Alevi Kültür Merkezlerimizde yapılan Muharrem-Matem anmalarına, muhabetlerine bütün canlarımız katılmalı, zulme karşı bir başkaldırı olan İmam Hüseyin‘in onurlu direnişi dünü ve bugünüyle inancımıza yakışır bir şekilde ele alınmalı ve anılmalıdır.


Önemli diğer bir noktada,  AKP iktidarı yine Türkiye´den  Avrupa´ya  Gri Pasaportlu yada kendilerince tasavvufu anlamda yetiştirilmiş sözüm ona Dede´ler gönderecektir. Amacı  özellikle de Almanya´daki AABF´yi hedef alan bölme girişimini inançsal ayaktan deneyecektir.


Bundan dolayı, AABF´ye bağlı  Alevi Cemevlerimiz  AABF inanç kurulu ve bölge inanç kurullarımızla irtibata geçmeleri. Diğer yukarıda saydığımız AKP eksenli dedelerin cem- evlerimize kesinlikle konulmamaları gerekmektedir.


Matem´de oruç açımı saatinde güneş batımı dikkate alınır. Almanya geneli oruçlar her gün  takriben saat  18.00 de açılacaktır.


Hak’kın rızası için tuttuğunuz orucunuz ve yası- mateminiz   ULU DİVANDA kabul olsun.

Quelle: Cafer  Kaplan - AABF İnanç Kurulu Başkanı